Ana içeriğe geç
#halkkazanacak
Basın Açıklamaları 18 Mayıs 2026 4 dk okuma 12 görüntülenme

ŞONYA : “KKTC Meclisi Hukuka Aykırı Olguların Yasallaştırıldığı Bir Yere Dönüştü”

Halkın Partisi üyesi, akademisyen Av. Dr. Hakan Şonya, babası Bengü şonya’nın siyasetçi olmasından dolayı siyasete uzak olmadığını ancak hiçbir partiye aktif üye olmadığını belirtti. Partiye katılım kararını, mülkiyet konularındaki uzmanlığı nedeniyl...

HP
Halkın Partisi
18 Mayıs 2026
ŞONYA : “KKTC Meclisi Hukuka Aykırı Olguların Yasallaştırıldığı Bir Yere Dönüştü”
Halkın Partisi üyesi, akademisyen Av. Dr. Hakan Şonya, babası Bengü şonya’nın siyasetçi olmasından dolayı siyasete uzak olmadığını ancak hiçbir partiye aktif üye olmadığını belirtti. Partiye katılım kararını, mülkiyet konularındaki uzmanlığı nedeniyle Kudret Özersay ile yaptığı derin görüşmeler sonucunda aldığını açıkladı. Milletvekilliği veya seçimlerde aday olma niyeti olmadığını, mevcut siyaset ortamında KKTC meclisi hukuka aykırı olguların yasallaştırılmaya çalışıldığı yer haline geldi vurgusu yaparak rahatsızlığını dile getirdi. Ülkeye faydalı olmanın Meclis’le sınırlı olmadığını, akademik çalışmalarla da katkı sağlanabileceğini vurguladı.
Akademik Başarı ve Doktora Teziİngiltere’de tamamladığı doktora tezinin düzeltmesiz kabul edildiğini ve bunun %1-4 arasında görülen nadir bir başarı olduğunu belirten Şonya, tezin yakında kitap olarak yayımlanacağını müjdeledi. Tezinde Kıbrıs sorununu geçiş dönemi adaletiyle birleştirerek, iç savaş sonrası yerinden edilen kişilerin ev ve topraklarına dönüşü (Housing, Land and Property - HLP) ile mülkiyet sorununu ele aldığını anlattı. Kuzey’deki Rum malları ve Güney’deki Türk mallarını incelediğini, olası bir çözümde örnek oluşturabilecek mekanizmalar önerdiğini ifade etti.
Geçiş Dönemi Adaleti ve Kıbrıs
Şonya, iç karışıklık yaşamış tüm toplumlarda geçiş dönemi adalet mekanizmalarının zorunlu olduğunu söyledi. Bu kavramı, daha az demokratik bir yapıdan daha demokratik bir yapıya geçişte geçmiş insan hakları ihlallerinin ortaya çıkarılması, kovuşturulması ve onarılması olarak tanımladı. Kayıp Şahıslar Komitesi ve Taşınmaz Mal Komisyonu gibi kurumların topluma “kapanış” (closure) sağladığını, kayıpların akıbetinin öğrenilmesinin aileler için büyük önem taşıdığını belirtti.
Kıbrıs Türk tarafının Annan Planı, Crans Montana ve Guterres Belgesi süreçlerinde geçiş dönemi adaleti konusunda rüştünü ispat ettiğini, bu çabaların güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Çözümsüzlük döngüsünden çıkmak için “kutunun dışında” düşünülmesi gerektiğini dile getirerek, hakikat komisyonu ve eğitim inisiyatifleri gibi mekanizmaların devreye sokulabileceğini söyledi. Kuzey Kıbrıs’taki eğitim sisteminin, Rum düşmanlığı aşılamaması açısından Güney’e göre daha ileride olduğunu kaydetti.
Mülkiyet Sorunu ve AİHM Süreci
Dr. Şonya, KKTC’deki özel mülkiyete tabi toprakların %78’inin Rum malı olduğunu vurgulayarak bunun “absürt” bir durum olduğunu belirtti. 1975’ten itibaren Rum mallarının “sahipsiz” ilan edilip koçan dağıtılmasının hatalı bir yaklaşım olduğunu eleştirdi. Güney Kıbrıs’ın ise Türk mallarına “kullanım hakkı” vererek iadeyi engelleyen karmaşık ama etkili bir sistem kurduğunu aktardı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Loizidou ve Xenides-Arestis davalarıyla Türkiye aleyhine başlayan sürecin, 2005’te Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) kurulması ve 2010 Demopoulos kararıyla Türk tarafı lehine döndüğünü hatırlattı. TMK’yı “altın değerinde” bir kurum olarak nitelendiren Şonya, Rum baskısı nedeniyle başvuruların istenilen seviyede olmadığını, komisyonun etkin çalıştırılmasının mülkiyet sorununun yanı sıra toprak ve nüfus gibi temel meselelere de katkı sağlayacağını ifade etti. Kıbrıs sorununun temelinin mülkiyet olduğunu ve TMK gibi mekanizmaların çözüm sürecini hızlandıracak en önemli araçlardan biri olduğunu vurguladı.
Eğitim ve Sahte Diplomalar
Programda sahte diplomalar konusuna da değinen Şonya, siyasi kültürün bazı ülkelerde “birkaç beden büyük elbise” gibi olduğunu, gelişmiş ülkelerde küçük etik ihlallerin bile istifalara yol açtığını örneklerle anlattı. Ülkemizdeki yolsuzluk ve haksızlıkların sistemin genel çürümesinden kaynaklandığını, eğitimin de bundan etkilendiğini söyledi. “Piyasadan bir şey alır gibi diploma” verilmesinin ülkeye büyük zarar verdiğini belirten Şonya, bu durum karşısında hicap duyduğunu ve kurumların konuyu katı şekilde denetlemesi gerektiğini, ancak zincirin tüm halkalarının sağlam olması gerektiğini sözlerine ekledi.
Dr. Hakan Şonya’nın açıklamaları, hem akademik birikimini hem de Halkın Partisi’ndeki rolünü yansıtan, mülkiyet ve çözüm odaklı bir perspektif sundu.
Bu yazıyı paylaşın: