ÖZERSAY: “DEVLETLERİN TANINMASINDA İLKE DEĞİL, STRATEJİK ÇIKARLAR BELİRLEYİCİ”

Kudret Özersay, Batı Sahra ve Somaliland örnekleri üzerinden uluslararası siyasette devletlerin tanınması ya da tanınmamasının artık uluslararası hukuk ilkeleriyle değil, stratejik çıkarlarla şekillendiğini belirtti.
Kudret Özersay, uluslararası politikada devletlerin tanınması ve toprak bütünlüğü konularında açık bir çifte standart oluştuğunu vurgulayarak, son dönemde yaşanan gelişmelerin bu durumu net biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.
Özersay, Afrika kıtasının batısında yer alan Batı Sahra örneğinde, Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği tarafından genel olarak desteklenen self-determinasyon hakkına rağmen, ABD ve İsrail’in Fas’ın toprak bütünlüğünü esas alarak Batı Sahra’yı Fas’ın bir parçası olarak gördüğünü hatırlattı. Bu yaklaşımın, Batı Sahra’da bağımsızlık referandumu ihtimalini fiilen ortadan kaldırdığını belirtti.
Bu süreçte gübre üretimi açısından kritik öneme sahip fosfat üzerinden yürütülen diplomatik hamlelerin Afrika ülkelerinin tutumlarını etkilediğini ifade eden Özersay, İsrail’in İbrahim Anlaşmaları kapsamında Fas’la ilişkilerini güçlendirmesinin ve ABD’nin bu çerçevede verdiği desteğin, tanıma kararlarında stratejik çıkarların belirleyici olduğunu gösterdiğini söyledi.
Afrika’nın doğusunda, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’na uzanan en stratejik bölgelerden biri olan Somali’de ise bunun tam tersi bir tutum izlendiğini belirten Özersay, İsrail’in Somali devletinin toprak bütünlüğünü yok sayarak Somaliland’ı bağımsız bir devlet olarak tanıdığını kaydetti.
Özersay, 1960 yılında kısa süreliğine de olsa uluslararası alanda tanınan, daha sonra Somali ile birleşen Somaliland’ın, güçlü bir self-determinasyon argümanına sahip olmasına rağmen bugüne kadar hiçbir ülke tarafından tanınmadığını hatırlatarak, İsrail’in bu yöndeki adımının dikkat çekici olduğunu ifade etti. ABD’nin de yakın zamanda benzer bir karar alabileceğine yönelik açıklamaların yapıldığını belirtti.
Bu tanıma kararında Yemen’deki gelişmeler, Etiyopya’nın denize çıkış arayışı, Türkiye’nin Somali’deki askeri varlığı, Süveyş Kanalı’nın stratejik önemi ve Müslüman bir ülkenin İsrail’i tanımasının yaratacağı etkiler gibi pek çok stratejik gerekçenin rol oynadığını vurguladı.
Özersay ayrıca Ukrayna ile ilgili olarak ABD öncülüğünde yürütülen toprak tavizi tartışmalarını, ABD’nin Danimarka’dan Grönland’ı talep etmesini ve Panama Kanalı üzerindeki taleplerini de bu tabloya ekleyerek, uluslararası sistemde toprak bütünlüğü ilkesinin giderek aşındığını ifade etti.
Uluslararası siyasette gidişatın; devletlerin tanınması ya da tanınmaması konusunun ne uluslararası hukukun temel ilke ve değerleriyle, ne tutarlılıkla ne de duygusal yaklaşımlarla belirlendiğini söyleyen Özersay, asıl belirleyici unsurun stratejik çıkarlar olduğunu vurguladı.
Bu tablo karşısında eski ezberlerle hareket etmenin ve küresel gelişmeleri bu çerçevede okumaya çalışmanın ciddi bir yanılgı yaratacağını belirten Özersay, dünyanın çok farklı bir yöne doğru ilerlediğini ve bunun doğru okunmaması halinde yeni hayal kırıklıklarının kaçınılmaz olacağını ifade etti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Sayıları Bu Alana Yazın :