KIROĞLU: “KKTC’NİN GELECEĞİ, DENGELİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR TURİZM POLİTİKASINDA YATIYOR”
Halkın Partisi PM üyesi Uğur Kıroğlu, KKTC’nin turizm sektörü üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Kıroğlu, dünya genelinde, özellikle sanayi altyapısı gelişmemiş ülkelerde turizmin yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda bir zorunluluk ve devlet politikası olduğunu belirtti. Bu ülkeler için turizmin, petrol, enerji ve yerli üretim gibi kaynakları bulunmayan ürünlerin ithalatından kaynaklanan cari açığı kapatmanın en önemli araçlarından biri olduğuna dikkat çekti.
Ancak Kıroğlu, bu ekonomik denklemin arka planda karmaşık ve hassas bir yapıya dayandığını vurgulayarak, “Devlet politikaları, tur operatörleri, yerel acenteler, konaklama işletmeleri ve yiyecek-içecek sektörü arasında güçlü bir senkronizasyon sağlanarak sistem işler. Koordineli hareket eden ülkeler, yalnızca cari açığı kapatmakla kalmaz, ekonomiye ciddi döviz girdisi sağlayarak enflasyonist baskıları dengeleyebilir” dedi. Güney Kıbrıs’ı bu başarı örneklerinden biri olarak gösterdi.
KKTC’nin Turizm ve Barınma Sorunu
KKTC’nin uzun yıllardır “eğitim adası” ve “gayrimenkul adası” olarak tanıtılmaya çalışıldığını belirten Kıroğlu, aslında ülkenin özünde bir turizm adası olduğunu ifade etti. “Ülkenin doğal yapısı ve potansiyeli bunu işaret ediyor. Ancak özellikle pandemi sonrası dönemde gayrimenkul üzerinden yaratılan kontrolsüz büyüme algısı, ekonomik dengeleri ciddi şekilde sarstı” dedi.
Pandemi sürecinde daralan arzın, pandeminin bitmesiyle patlayan talep karşısında hazırlıksız yakalanıldığını belirten Kıroğlu, konut fiyatlarının ve kiraların hızla yükseldiğini, bunun da barınma maliyetlerini artırarak hayat pahalılığını derinleştirdiğini söyledi. “Bu süreç, yalnızca vatandaşın alım gücünü değil, turizm sektörünün rekabetçiliğini de doğrudan etkiledi. Çünkü bir ülkede yaşam pahalıysa, hizmet üretmek de pahalıdır. Hizmet pahalıysa, son kullanıcıya sunulan ürün de pahalı olur” dedi.
Turizmin Geleceği ve Sektörel Sorumluluk
Kıroğlu, turizm sektörünün geldiği noktayı yalnızca devlet politikalarıyla açıklamanın eksik olacağına dikkat çekti. “Zamanında gerekli refleksleri göstermeyen sektör temsilcilerinin de sorumluluğu vardır. Siyasi karar mekanizmalarına etki edebilecek turizmcilerin barınma krizine karşı güçlü bir duruş sergileyememesi süreci daha da ağırlaştırmıştır” diye belirtti.
Sonuçta, sektörde motivasyonu düşmüş, yeni pazar arayışındaki heyecanını kaybetmiş ve yalnızca mevcut müşterileri kaybetmemeye odaklanan bir durumun ortaya çıktığını belirten Kıroğlu, “Oysa turizm, savunma değil, atak oyunudur” dedi.
Barınma Sorunu ve Ekonomik Etkileri
Kıroğlu, turizmdeki sorunların temelinin barınma problemine dayandığını vurgulayarak, “Barınma maliyeti arttığında, çalışan maliyeti artar, işletme giderleri yükselir, hizmet fiyatları artar ve rekabet gücü düşer” dedi. Bu nedenle, çözümün de barınma sorununu çözmekten geçtiğini belirtti. “Barınma sorunu çözülmeden hayat ucuzlamaz, hayat ucuzlamadan maliyet düşmez. Maliyet düşmeden yurt dışındaki son kullanıcıya rekabetçi fiyat sunulamaz” dedi.
KKTC’nin Geleceği: Dengeli ve Sürdürülebilir Turizm Politikası
Kıroğlu, KKTC’nin geleceğinin kontrolsüz büyüme hayallerinde değil, dengeli ve sürdürülebilir bir turizm politikasında yattığını söyledi. “Turizm, bu ada için bir yan sektör değil, omurgadır. Ve omurga eğrilirse, bütün sistem dengesini kaybeder” dedi.
Son olarak, Kıroğlu, sektördeki sorunları çözmek için en doğru adımın, başa dönerek yeniden ayar yapmak olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.

