Halkın Partisi Parti Sözcüsü Aral Moral, katıldığı televizyon programında Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığının 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmalarından kaynaklandığını belirterek F-16’ların adaya konuşlandırılmasının bölgedeki gelişmelere karşı alınmış meşru bir güvenlik tedbiri olduğunu söyledi. Moral, Ortadoğu’daki savaşın enerji koridorları ve küresel güç rekabetiyle bağlantılı olduğunu da vurguladı.
Halkın Partisi Parti Sözcüsü Aral Moral, katıldığı televizyon programında bölgedeki güvenlik gelişmeleri, Ortadoğu’daki savaş, Kıbrıs sorunu ve iç politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığının uluslararası anlaşmalara dayandığını ifade eden Moral, bu durumun 1960 Garanti ve İttifak Anlaşmalarının bir gereği olduğunu söyledi.
Dünyada savaş ve silahlar konusunda farklı görüşler olabileceğini ancak uluslararası ilişkilerin “reel politik” çerçevesinde şekillendiğini belirten Moral, “Keşke dünyada askerler olmasa, silahların ucundan kurşun yerine çiçek çıksa. Ancak uluslararası ilişkiler güç dengeleri ve çıkarların kesişmesiyle şekillenir” dedi.
“F-16’ların gelişi haklı bir adımdır”
Moral, Türkiye’nin F-16 savaş uçaklarını adaya göndermesinin bazı gelişmelere karşı atılmış meşru bir adım olduğunu belirterek Rum yönetiminin farklı ülkelerle yaptığı askeri anlaşmalara dikkat çekti.
Rum lider Nikos Hristodulidis’in çeşitli ülkelerle askeri iş birlikleri geliştirdiğini ifade eden Moral, “Fransa gemilerini gönderebiliyor ve bunu Avrupa toprağı olduğu gerekçesiyle haklı görebiliyorsa, üç garantör ülkeden biri olan Türkiye’nin de aynı hakkı vardır” diye konuştu.
“Ortadoğu’daki savaşın nedeni enerji koridorları”
Ortadoğu’daki gerilime de değinen Moral, bölgedeki çatışmaların temelinde enerji yolları ve küresel güç rekabetinin bulunduğunu savundu.
ABD, Çin ve Rusya arasındaki rekabetin giderek daha belirgin hale geldiğini belirten Moral, Çin’in yeni İpek Yolu projesiyle Avrupa’daki etkisini artırmaya çalıştığını, Rusya’nın ise sıcak denizlere erişim hedefi doğrultusunda hareket ettiğini söyledi.
Bu nedenle enerji kaynakları ve enerji koridorlarının kontrolü için büyük bir mücadele yaşandığını dile getiren Moral, Venezuela örneğinde olduğu gibi bazı bölgelerde kaynakların kontrolü için rejim değişikliklerinin gündeme geldiğini ifade etti.
“Savaşın en tehlikeli yönü İran rejimini hedef alması”
İran’a yönelik saldırıların bölgesel gerilimi artırabileceğini belirten Moral, savaşın en tehlikeli yönlerinden birinin İran rejiminin hedef alınması olduğunu söyledi.
İran’ın nükleer silah kapasitesi konusundaki tartışmaların da netlik taşımadığını ifade eden Moral, Irak’ın işgali sırasında da “kitle imha silahları” gerekçesinin kullanıldığını ancak daha sonra bu iddiaların doğru çıkmadığını hatırlattı.
“Yeni ittifaklar ortaya çıkabilir”
Dünyada yeni bloklaşmaların ortaya çıktığını belirten Moral, Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerin bir blok oluşturduğunu, buna karşılık Batı ülkelerinin farklı ittifaklar kurduğunu söyledi.
Bazı uzmanların dünya savaşının aslında hiç bitmediğini, sadece biçim değiştirerek devam ettiğini savunduğunu belirten Moral, büyük güçlerin bazen doğrudan, bazen de “proxy” olarak adlandırılan dolaylı yöntemlerle çatıştığını ifade etti.
“Türkiye’nin adadaki askeri varlığı saldırganlık göstermedi”
Kıbrıs’taki güvenlik dengelerine de değinen Moral, 1974’ten bu yana geçen 50 yılı aşkın sürede Türkiye veya Kıbrıslı Türkler tarafından herhangi bir saldırganlık yaşanmadığını söyledi.
Türkiye’nin adadaki askeri varlığının caydırıcılık ve güvenlik amacı taşıdığını belirten Moral, konuşlandırılan uçakların da saldırı amacıyla değil güvenlik amacıyla bulunduğunu ifade etti.
“Güneyde seçimler yaklaştıkça söylemler sertleşiyor”
Rum lider Hristodulidis’in açıklamalarında yaklaşan seçimlerin etkili olduğunu savunan Moral, Güney Kıbrıs’ta seçimler yaklaştıkça sağ ve aşırı sağ partilerin oylarını kazanmak amacıyla daha sert bir söylem kullanıldığını söyledi.
“Hükümet ekonomik krizi yönetemiyor”
İç politikaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Moral, hükümetin ekonomik politikalarını eleştirdi.
Son dönemde açıklanan tasarruf paketlerinin aslında mevcut ekonomik sorunların kabulü anlamına geldiğini ifade eden Moral, kamu maliyesinde borcun borçla kapatıldığı bir noktaya gelindiğini söyledi.
Akaryakıt zamlarının da ekonomideki sorunları daha da derinleştirdiğini belirten Moral, mali disiplin ve ekonomik akıldan uzak adımların ülkeyi zor bir sürece sürüklediğini dile getirdi.
“Sendikalaşma anayasal haktır”
EKTAM işçileriyle ilgili tartışmalara da değinen Moral, sendikalaşma hakkının anayasal bir hak olduğunu vurguladı.
ILO sözleşmelerinin iç hukuk hükmünde olduğunu belirten Moral, işten çıkarma bildirimlerinin WhatsApp mesajıyla yapılmasının yasaya aykırı olduğunu ve Çalışma Bakanlığı’nın buna izin vermemesi gerektiğini söyledi.
Özel sektörde çalışanların fazla mesai ve tatil ücretleri konusunda da ciddi sorunlar yaşadığını ifade eden Moral, devletin denetim mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini dile getirdi.
“Kıbrıs için işbirliği modeli öneriyoruz”
Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmesinde ise Halkın Partisi’nin “işbirliği modeli” önerisini hatırlatan Moral, bu modelin tarafların statü tartışmasına girmeden ortak sorunlarda birlikte hareket etmesini öngördüğünü söyledi.
Düzensiz göç, suçla mücadele ve yangınlar gibi konularda kuzey ve güney yönetimlerinin iş birliği yapabileceğini belirten Moral, bu tür adımların zamanla güven ortamı yaratabileceğini ifade etti.
Moral, güven ortamı oluşmadan kalıcı bir çözümün mümkün olmadığını belirterek işbirliği adımlarının ileride daha kapsamlı bir çözüme zemin hazırlayabileceğini söyledi.

