AKBAŞAK : “BU POPÜLİZM DEĞİL, HALKLA DALGA GEÇMEKTİR”

Mayıs Manşet konuk olan Halkın Partisi Meclis Üyesi Özbir Akbaşak, Meclis kürsüsünde Başbakan’ın hayat pahalılığına yönelik “komite oluşturalım, az alana çok verelim” sözlerini sert bir dille eleştirdi. Akbaşak, iktidarın yetkiyi muhalefete devretmeye çalıştığını belirterek, “Bugün karar alabilecek güç ellerindeyken muhalefete öneri yapıyorlar. Bu popülizm değil, halkla dalga geçmektir” dedi. Asgari ücret ve maaş düzenlemelerinde samimiyet olmadığını vurgulayan Akbaşak, “Ayda 2 bin TL teşvik sözü bahşişten öteye gitmez. Vatandaşın nasıl alacağını bile bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Mecliste gündeme gelen tıpta uzmanlık düzenlemesine de değinen Akbaşak, Türkiye’deki merkezi TUS sistemine dikkat çekerek, üniversitelerin kendi bünyesinde sınav yapmasının keyfiyete ve kadrolaşmaya açık olduğunu söyledi. “Vaka sayısı yetersiz, eğitim denetimsiz. Bu ülke için tıpta intihar anlamına gelir” diye konuştu.
Sağlık hizmetlerindeki yetersizliklere de değinen Akbaşak, Burhan Albantoğlu Hastanesi’nden örnek vererek, “Bir kardiyoloji hastası bana serviste elektriklerin gittiğini, sigortaların attığını ve hastaların evlerinden soba getirdiğini anlattı. Bu tablo acınacak halde olduğumuzu gösteriyor. Çok iyi hekimlerimiz var ama sistem çökmüş durumda” dedi. Sağlık Bakanlığı’nın “1.6 milyon kişiye hizmet verdik” açıklamasını da eleştiren Akbaşak, nüfusun bu rakamın üzerinde olduğunu belirterek, “Önemli olan rakam değil, sistemin çöküşüdür” ifadelerini kullandı.
Vatandaşın devlet hastanelerine güvenini kaybettiğini söyleyen Akbaşak, “İnsanlar ‘gitmeyeyim daha iyi’ noktasına geldi. Ekonomik gücü olmayan vatandaş sağlığını ihmal ediyor. Bizim sıkıntımız doktorlarda değil, sistemde” sözleriyle tabloyu özetledi.

Halkın Partisi Meclis Üyesi Özbir Akbaşak, sağlık sistemindeki sorunlara ilişkin değerlendirmesinde reform ihtiyacına dikkat çekti. Akbaşak, “Sistemi toparlamamız lazım. Açıkları doğru görüp doğru yönelmemiz, doğru yerlere doğru kişileri atamamız gerekiyor. Ancak bunun yerine liyakatsizliği artıracak uygulamalar yapılıyor” dedi.
Sağlıkta tam gün hizmetin artık zorunlu hale geldiğini belirten Akbaşak, “Acil servislerde yük çok ağır. Tam gün hizmete geçilmesi şart. Kalifiye elemanlarımızı doğru noktalarda kullanabilirsek sağlıkta reform zor değil. Fonlarımız var ama doğru kullanılmıyor. Doğru yatırımlarla Mağusa’dan Güzelyurt’a kadar hastaneler tam donanımlı hale gelebilir” ifadelerini kullandı.
Vergi reformunun da şart olduğunu vurgulayan Akbaşak, “Adaletli ve eşit bir vergi sistemiyle sosyal sigorta yatırımlarını gerçek maaşlar üzerinden yapabilirsek fonlarımız güçlenecek. Bu da sağlıktan eğitime doğru yatırımlar yapmamızı sağlayacak” dedi.
Nüfus artışının kontrolsüzlüğüne dikkat çeken Akbaşak, “Vatandaş olmayan kişiler için sağlık sisteminde ciddi masraflar yapıyoruz. Çalışma izni olanların yatırımları sisteme giriyor ama hiçbir katkısı olmayan kişilere ücretsiz hizmet veriyoruz. Bu vatandaşın hakkından gidiyor. Onlar için ayrı bir fon yaratılmalı” diye konuştu.
Güvenlik sorunlarına da değinen Akbaşak, “Nüfus karmaşık hale geldi, güvensizlik arttı. Artık bir galeriye gitmeye bile korkuyoruz. Trafikte magandalar çoğaldı, insanlar şiddetle karşı karşıya kalıyor. Ülkeye girişlerin denetimli olması şart. Bu konuda yıllar önce uyarılar yapıldı ama pas geçildi” sözleriyle tabloyu özetledi.

Halkın Partisi Meclis Üyesi Özbir Akbaşak, Kıbrıs’ta yaşanan güvenlik ve sağlık sorunlarının yanı sıra meclisteki son tartışmalara ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Akbaşak, “Güzelim Kıbrıs Adası bugün kaos haline geldi. Güvenlik önlemleri artırılmalı, kimliklerle girişler kaldırılmalı. Vatandaş huzur içinde yaşayamıyor” dedi.
Sağlık alanında da hükümeti eleştiren Akbaşak, Güzel Hastanesi’nin açılışının defalarca ertelenmesine dikkat çekerek, “15 Kasım’da açılacağı söylenen hastane yetişmedi. Müteahhit işi tamamlamadı, hükümet soruşturma yapmadı. Sonra kameralar önünde popülizm tiyatrosu oynanıyor. Samimiyet yok, halk da bunu görüyor” ifadelerini kullandı.
Sendikaların vergi matrahlarının güncellenmemesi ve asgari ücrete hayat pahalılığı oranında artış yapılmaması gerekçesiyle başlattığı eylemleri desteklediklerini belirten Akbaşak, “Sendikalar bu ülkenin can damarıdır. Doğru tepkiyse desteğimiz tamdır. Ses yükseltmek her alanda gerekiyor” dedi.
Sahte diploma krizine de değinen Akbaşak, muhalefetin tutumunu eleştirdi. “Halkın Partisi bu davaları açtı, yolsuzlukların üzerine gitti. Ancak muhalefet partilerinin oy birliğiyle zan altında olan bir vekili Avrupa Parlamentosu’na göndermesi kabul edilemez. Bu güven vermiyor. Eğer solun partisiyseniz, emekçinin yanındayım diyorsanız masaya yumruğunuzu vurup itiraz etmeniz gerekir” diye konuştu.
Akbaşak, CTP Genel Başkanı Sıla Unsar İncirli’nin açıklamasını da eleştirerek, “Oy birliğiyle alınan kararın sorumluluğunu Ulusal Birlik Partisi’ne yüklemek doğru değil. Anayasa ve meclis iş tüzüğü oy birliği zorunluluğu getirmiyor. Bu yanlıştan dönülmeli. Çizgimiz net olmalı, hatalar sahiplenilmeli” dedi.
Akbaşak, hükümetin ve muhalefetin hatalı tutumlarının halkta güven kaybına yol açtığını vurgulayarak, “Artık doğru şeyler yapmak zorundayız. Halkın sabrı kalmadı” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Halkın Partisi Meclis Üyesi Özbir Akbaşak, Göç Kimlik Hak Çalışmaları Merkezi’nin son araştırmasında ortaya çıkan “halkın siyasete ve meclise güvenini kaybettiği” sonucunu değerlendirdi. Akbaşak, “Bugün yaşananlar sadece yanlış yatırımlar ya da hatalı kararlar değil; tamamen yolsuzluk, kara para, sahte diplomalar ve çürümüş bir sistemdir. Halkın güveni tarihte hiç bu kadar sarsılmamıştı” dedi.
Elektrik kesintileri ve üretim yetersizliği nedeniyle vatandaşın en soğuk günlerde çaresiz kaldığını vurgulayan Akbaşak, “Faturasını ödeyen halk elektriksiz bırakılıyor. Bu tablo güvenin yanından bile geçemeyeceğimiz bir noktaya işaret ediyor” ifadelerini kullandı.
Olası bir erken seçimde ciddi değişim yaşanacağını belirten Akbaşak, “Sokakta nabız %90 güvensizlik yönünde. Halkın buna ihtiyacı var. Meclis topyekûn değişmeli. Bugün en yüksek maaşları alan vekiller halkın beklentilerini karşılamıyor” diye konuştu.
Milletvekili maaşlarının uçurum yarattığını söyleyen Akbaşak, “Yüksek maaşlılara aynı yüzdeyle hayat pahalılığı artışı verildiğinde fark daha da açılıyor. Milletvekillerine artış yapılmasın, bu fon emekliye, düşük maaşlı memura ve asgari ücretliye aktarılsın. Özel sektör zaten zorlanıyor, desteklenmeli” dedi.
Hükümetin sürekli borçlandığını hatırlatan Akbaşak, “Son 5 ayda 12 milyar TL Merkez Bankası’ndan borçlandılar. Mevcut bir bütçe yok, borçlanma bütçesi var. Yarın hükümete gelecek olan parti enkaz devralacak” ifadelerini kullandı.
Ekonomideki çöküşün raflardaki fiyatlara da yansıdığını belirten Akbaşak, üretim politikalarının terk edilmesini eleştirdi. “Eskiden Beyarmudu’ndaki devlet üretme çiftliklerinde tarım ve hayvancılık yapılırdı. Biz bu çiftlikleri kapattık, üretimi teşvik etmedik. Bugün yaşanan kıtlık ve pahalılığın temelinde bu yanlış var” diyerek sözlerini tamamladı.
Halkın Partisi Meclis Üyesi Özbir Akbaşak, Mayıs Manşet programında yaptığı değerlendirmelerde üretimden sağlığa, siyasetten güvenlik sorunlarına kadar birçok başlıkta hükümeti sert sözlerle eleştirdi. Akbaşak, çiftçi ve hayvancının ekonomik zorluklar altında ezildiğini, üretim teşvik edilmediği için ülkenin tamamen dışa bağımlı hale geldiğini söyledi. “Bugün hayatta duran üretici mucize eseri ayakta duruyor. Üretim yoksa fiyatı kim ne verirse kabul etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Hayat pahalılığının kontrol altına alınmadığını, denetim eksikliğinin her markette farklı fiyatlara yol açtığını belirten Akbaşak, “Kıymanın kilosu 900 TL olmuş. Asgari ücretle geçinen bir aile mutfak masrafını bile karşılayamıyor. Alt gelirle üst gelir arasındaki uçurum giderek büyüyor” dedi. Vergi sistemindeki adaletsizliğe dikkat çekerek, büyük işletmelerden vergi alınmadığını, küçük esnafın ise ağır yük altında bırakıldığını vurguladı.
Meclisin halkın sorunlarını taşımadığını söyleyen Akbaşak, “Milletvekili milletin vekilidir. Halkın sorunlarını oraya götürmek zorundalar. Ancak bunu yapmıyorlar. Meclisin topyekûn değişmesi gerekiyor. Menfaat için oy vermek ülkeyi satmaktır. Halkımız doğrulara oy vermeli” diye konuştu.
Programda ayrıca sendikaların vergi matrahlarının güncellenmemesi ve asgari ücrete hayat pahalılığı oranında artış yapılmamasını protesto etmek için başlattıkları yürüyüşe de yer verildi. Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kamu-Sen, Kamu-İş, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) ve Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) temsilcileri Lefkoşa’da MT Han çemberinden Başbakanlık ışıklarına yürüyerek hükümeti protesto etti. Başbakan Ünal Üstel’in basın toplantısı yapacağı otel önünde de sendika başkanları konuşmalar gerçekleştirdi.
Akbaşak, sendikaların eylemlerini desteklediklerini belirterek, “Sendikalar bu ülkenin can damarıdır. Doğru tepkiyse desteğimiz tamdır. Halkın sesi yükselmek zorunda” dedi.
Bu açıklamalar, üretimden siyasete, ekonomiden güvenliğe kadar geniş bir çerçevede halkın yaşadığı sorunların altını çizerken, hükümete yönelik güvensizliğin ve değişim talebinin giderek büyüdüğünü ortaya koydu.
Halkın Partisi Meclis Üyesi Özbir Akbaşak’ın değerlendirmelerine eşlik eden bu bölümde yaşananlar, sendikaların ve yurttaşların hükümete karşı tepkisinin sahaya taşındığını gösterdi. Başbakan Ünal Üstel’in bir otelde düzenlediği basın toplantısına halkın ve sendika temsilcilerinin alınmaması gerginlik yarattı. Vatandaşlar, “otel halka açık bir yer” diyerek içeri girmek istediklerini, ancak polis ve güvenlik tarafından engellendiklerini ifade etti.
Toplantı öncesinde ve sırasında sık sık “yalancı hükümet istemiyoruz”, “hırsız hükümet istemiyoruz”, “faşist hükümet istemiyoruz” sloganları atıldı. Katılımcılar, asgari ücret ve hayat pahalılığı düzenlemelerinin adaletsiz olduğunu, yüksek gelirli kesimlerin daha fazla avantaj sağladığını, düşük gelirli çalışanların ise ezildiğini vurguladı. Bir polis memurunun bir iş adamından daha fazla vergi ödediğini söyleyen vatandaşlar, “adalet nerede?” diyerek hükümeti eleştirdi.
Otel önünde yaşanan tartışmalar, halkın hükümete karşı güven kaybını ve öfkesini bir kez daha ortaya koydu. Protestocular, toplantıların halka kapatılmasını “utanç verici” olarak nitelendirdi. Basın toplantısına yalnızca basın mensuplarının alınması, sendikaların ve vatandaşların tepkisini daha da artırdı.
Bu tablo, hem ekonomik sıkıntılar hem de siyasi güvensizlik nedeniyle sokaktaki öfkenin giderek yükseldiğini ortaya koyuyor. Özellikle asgari ücret, vergi adaleti ve yolsuzluk iddiaları üzerinden dile getirilen tepkiler, halkın hükümete karşı ciddi bir hesaplaşma talebini yansıtıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir




Sayıları Bu Alana Yazın :