Halkın Partisi Genel Başkan Danışmanı Fevzi Tanpınar, Ulaştırma Bakanı’nın dijital içeriklere yönelik açıklamalarını sert şekilde eleştirdi. Tanpınar, KKTC’de yaşayan yurttaşların düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik olası idari müdahalelerin hukuki zeminden uzak olduğunu belirterek, bunun “modern sansür” anlamına geldiğini savundu.
Tanpınar, yazılı açıklamasında konunun sıradan bir idari düzenleme tartışması olmadığını vurguladı. “Konuşulan şey, bu ülkede yurttaşın ne söyleyip ne söyleyemeyeceğine, hangi fikrin dolaşımda kalacağına, hangi sesin görünmez kılınacağına dair yeni bir denetim mekanizmasının inşa edilip edilmeyeceğidir” ifadelerini kullandı.
“Yetki Kimdeyse, Söz de Onda mı?”
Tanpınar, sorulması gereken temel sorunun net olduğunu dile getirdi:
“KKTC’de yaşayan bir yurttaşın düşüncesi, ifadesi veya paylaşımı üzerinde, hangi hukuki yetkiyle, hangi mahkeme kararıyla ve hangi egemenlik sınırları içinde tasarrufta bulunulacak?”
İçerik kaldırma veya erişim engelleme işlemlerinin ancak bağımsız yargı, açık hukuk normları ve denetlenebilir süreçler üzerinden yapılabileceğini belirten Tanpınar, bunun dışındaki yolların “hukukun etrafından dolaşmak” ve “idari tasarrufu yargının yerine koymak” anlamına geleceğini kaydetti.
Son dönemde bazı hesapların hedef alındığını hatırlatan Tanpınar, aralarında Kudret Özersay’ın da bulunduğu hesaplara yönelik organize şikayet kampanyalarıyla kapatılma ve susturulma girişimlerini eleştirdi. Mahkeme kararı olmadan, savunma hakkı tanınmadan ve şeffaf süreç işletilmeden dijital görünürlüğün ortadan kaldırılmasının “modern çağın yeni sansür biçimi” olduğunu ifade etti.
Tanpınar, “Bugün ‘hakaret’ denir, yarın ‘rahatsız edici eleştiri’, öbür gün ‘kamu düzeni’ denir. Sonra geriye sessiz bir toplum kalır” uyarısında bulundu.
“Dijital Alan Yeni Kamusal Meydandır”
Dijital platformların yeni kamusal meydan olduğunu vurgulayan Tanpınar, buralara kurulacak keyfi sansür düzeninin demokrasinin nefes borusunu daraltacağını belirtti. Ayrıca, dijital müdahale mekanizmalarının başka bir ülkenin idari yapıları üzerinden şekillendirilmesinin “yetki devri ve hukuk devleti zafiyeti” yaratacağını, bunun kabul edilemez olduğunu kaydetti.
Tanpınar, “Kimse hakaret özgürlüğünü savunmuyor ama herkes şunu savunmak zorundadır: Hukuk olmadan ceza olmaz, mahkeme olmadan yasak olmaz, denetim olmadan yetki olmaz” diyerek açıklamasını tamamladı.

