HALKIN PARTİSİ, “PANDEMİ MÜCADELESİNDE 365 GÜN” BAŞLIKLI PANEL DÜZENLEDİ

HALKIN PARTİSİ, “PANDEMİ MÜCADELESİNDE 365 GÜN” BAŞLIKLI PANEL DÜZENLEDİ

 

HALKIN PARTİSİ, “PANDEMİ MÜCADELESİNDE 365 GÜN” BAŞLIKLI PANEL DÜZENLEDİ

UZMANLAR PANDEMİYLE GEÇEN BİR YILI KONUŞTU

Halkın Partisi, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle “Pandemi Mücadelesinde 365 Gün” başlıklı bir panel düzenledi. Partinin sosyal medya hesaplarından yayınlanan panelin moderatörlüğünü HP Milletvekili, Moleküler Genetik Uzmanı Jale Refik Rogers yaptı. Pandeminin bir yılı tamamladığını belirterek paneli açan Rogers, tüm sağlık çalışanlarının  Tıp Bayramı’nı kutladı. İç Hastalıklar Uzmanı Dr. Erden Aşardağ, Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Başhekimi Dr. Figen Gülen İnce ve pandemi servisinde Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Kamiloğlu’nun yer aldığı panelde, pandemi sürecinde yaşananlar, alınması gereken önlemler, aşı süreci konuşuldu.  

  1. ERDEN AŞARDAĞ: BİLİMSEL VE AKILLI DAVRANIRSAK GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ

Zor bir yıl geçirdiğimizi belirterek konuşmasına başlayan Dr. Erden Aşardağ, henüz daha rahatlama dönemine girmediğimizi söyledi. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu sayesinde bilimsel kararlar alındığını aktaran Aşardağ, ilk kapanma sürecinde halkın alınan kararlara çok uyumlu davrandığını ancak sıfır vaka dönemi nedeniyle bir rahatlama içine girildiğini ifade etti. Aşardağ, “Bulaş yolları bellidir. İnsanlar ekonomik ve psikolojik olarak darboğazdadır, boşvermişlik de var. Böyle devam ederse vaka sayıları daha da artacaktır. Bilimsel ve akıllı davranırsak, küçük bir toplum olduğumuz için güzel günler görmemiz yakındır. Hastalar kendilerini, temaslılarını saklamazsa, aşı planlaması iyi yapılırsa sonuç da iyi olacaktır” diye konuştu. Serbest çalışan hekimlerin muayene konusunda zorlu bir süreç geçirdiğini de sözlerine ekleyen Aşardağ, Sağlık Bakanlığı’nın serbest çalışan hekimlere koruyucu ekipman bulma kolaylığı sağlamasını istediklerini belirtti. 

Ev karantinası ve aşılar hakkında da konuşan Dr. Aşardağ, şu açıklamaları yaptı: “İngiltere’deki bir çalışmaya göre; normal şartlarda ne yaparsanız yapın, karantina yoksa, çift PCR olsa dahi, en az yüzde 20-30 hastayı kaçırabiliyoruz. Önemli olan, gelecek olan vakaların topluma karışmamasıdır. Açılım sürecinde uçakta ve havaalanlarında alınacak önlemler önemlidir. Özellikle uçakta gelecek olan kişilerin doğru maskeyi kullanması şarttır; belki N-95 takılması zorunlu hale getirilebilir. Virüs alındıktan 10 gün sonra bulaştırıcı özelliğinin azaldığı yönünde birtakım çalışmalar da vardır.  Karantinanın günü konusunda da belki bir daha değerlendirme yapmak gerekir. Test oranları konusunda 1. Güney Kıbrıs,  KKTC sekizinci sırada.  DSÖ’nün önerdiği test sayısının üzerinde. Ama daha da çabuk normalleşmek istersek, test sayısını özellikle bulaş oranının yüksek olduğu yerlerde daha da artırabiliriz.  Güney Kore test ve takip konusunda önde gelen ülkelerden. Telefonlara yüklenen bir aplikasyon yaptılar. Uymayanlara 8 bin dolar ceza verdiler ve elektronik kelepçe taktılar. Böylece bu insanlar ikinci kez hata yapmadılar. Evde karantina kolay değil. Evde diğer yaşayanları da dikkate almak lazım. Devletin üzerinde ciddi bir yük var. Artılarını eksilerini ortaya koyup belki aşama aşama başlayıp sonuçlarını görüp ona göre ilerlemek lazım. Umarım olumlu yönde bulgularımız olur da evde karantinaya temelli geçebiliriz. Aşı konusunda devletlerin onayladığı emniyetli olan hangi aşıyı buluyorsak yaptırmamız gerekir. Sinovac konusunda da insanlar rahat olsun. Böyle bir pandemi döneminde bu kadar çabuk oluşturulan aşılar büyük bir şanstır. DSÖ’ye göre yapılan aşılarda, aşıya bağlı tek bir ölüm görülmemiştir. 

 

  1. FİGEN GÜLEN İNCE: BİR EYLEM PLANI YAPMALI VE ALTYAPIMIZI GÜÇLENDİRMELİYİZ

Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Başhekimi Dr. Figen Gülen İnce, bilinmezliklerle dolu bir yıl geçirildiğini, ekipmanlar ve testlerle ilgili bu süreçte bazı sıkıntılar yaşandığını belirtti; “Toplum olarak birlikte hareket etmenin önemini anladık. Dünyadaki tüm ülkeler gibi bir salgın eylem planı olmasının gerekliliğini gördük” dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün açıkladığı gibi bir daha salgın olmayacak gibi düşünmemek gerektiğini söyleyen İnce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir ulusal eylem planı yapıp altyapımızı güçlendirmeliyiz. Tüm dünyada siyasetin ayrı dinamikleri var. Büyük nüfuslarda karar üretip uygulamak daha zordur. Bizim salgının başında  bir planımız yoktu ama çabuk karar alıp uygulandı. Üst Kurul bilimsel kararlar üretiyor. Bilimsel göstergelere uyumlu çalışmalıyız.”

Sürpriz bir şekilde bir mutasyonla virüs kendini yok etmedikçe şu aşamada bir normalleşmenin olmayacağını söyleyen  Dr. İnce, önümüzdeki 7-8 gün içinde 100 bin dozun tamamlanacağını belirtti. 50 bin kişi aşılanmış olacağını açıklayan Dr. İnce ekonomik hayatın canlanması gerektiğini, aşıların bu noktada doğru kişilere yapılmasının önemli olduğunu anlattı.  Ev karantinası, aşılama süreci değerlendiren Dr. İnce sözlerini şöyle sürdürdü: “Aşıları doğru yaparsak ekonomik ve toplumsal bakımdan daha rahat adım atabiliriz. Birtakım açılımları deneyebiliriz. 

PCR’ın yanı sıra, antijen testlerinin de kullanılmasını DSÖ artık öneriyor.  Hızlı antijen testlerini bu açılım sürecinde Sağlık Bakanlığı olarak kullanmayı düşünüyoruz. Okulların açılması sürecinde de kullanılabilir. Okullardaki açılımlara belki Lefkoşa ve Girne dışındaki ilçelerdeki bazı pilot okullarla başlanabilir. Ev karantinası şu anda bazı kesimlere uygulanıyor. Önümüzdeki günlerde ağır taahhütler ve elektronik anlamda da desteklenerek tekrardan uygulamaya girecektir. Aşıda şu anda sadece ikinci dozlar yapılıyor. Daha fazla aşı için girişimler sürüyor. Salgınlara daha etkili müdahale etme noktasında sağlık altyapımızı geliştirmek gerekiyor. Nüfusun 280 bin olduğunu düşünürsek 50 bin azımsanacak bir oran değil, ama anlamlı bir koruyuculuk sağlanması için nüfusun yüzde 75’inin aşılanması lazım. Aşılama takviminde öncelik yaşlılara ve kronik hastalığı olanlara verilmeli. Sonra yoğun çalışan sektörlerin aşılanması gündeme gelebilir.”

Kimsenin aşıdan sonra antikor testi yaptırmasına gerek olmadığını da belirten Dr. İnce,  “Antikor düşük çıktığında korumuyor anlamına gelmez.  Normal nedir o da belli değil.  Bireysel anlamda antikor baktırmamızın bize verebileceği bir şey yok şu aşamada. Halkımız zamanı geldiğinde aşılansın ama sanki hiç aşılanmamış gibi de korunmaya devam etsin.  Her gün yeni çıkan mutant virüsler var. Sosyal mesafe, maske ve hijyen kurallarına uymaya devam edelim” dedi. 

  1. EMİNE KAMİLOĞLU: YILMADAN, BİLİMİN IŞIĞINDA HASTALARIMIZI İYİLEŞTİRMEYE ÇALIŞTIK

Pandemi servisinde çalışan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Kamiloğlu, geçen bir yıllık sürede yılmadan, bilimin ışığında hastaları iyileştirmeye çalıştıklarını belirtti. İlk ithal vaka çıkana kadar halkın, Kıbrıs’ta izole bir adada yaşamanın rahatlığıyla hareket ettiğini anlatan Kamiloğlu, “Ekip olarak ilk günden koordineli hareket ettik. Dünyada uygulanan tedavilerle ilgili makaleleri, gelişmeleri yakından takip ettik. Birbirimizin bilgilerini hep güncellemeye çalıştık. İlk kez görüldüğü için dünyada yönetimsel karmaşa yaşandı. Ülkemizde Üst Kurul’un sürece dahil olmasıyla bilimsel hareket etmeye başladık, tecrübeli hemşire sayımız ciddi oranda arttı. Ümitsiz başladığımız bu yolda çok fazla yol aldık. Yönetimsel olarak da daha fazla destek almayı umuyoruz” ifadesini kullandı. 

Tabipler Birliği’ne 766 kayıtlı doktor olmasına rağmen sadece 28 doktorun pandemiyle mücadele ettiğini belirten Dr. Emine Kamiloğlu, daha fazla açılım için iyi istatistiki bilgilere ihtiyacımız olduğunu anlattı. Dr. Kamiloğlu şu açıklamaları yaptı: “En çarpıcı istatistiklerden biri, en fazla gençler yakalansa da ölenlerin yüzde 95’i 65 yaş üstü. Yüzde 40 kadın yüzde 60 erkek. Yoğun bakımda en fazla yoğunluk ocak ve şubat aylarında oldu. Sağlık altyapısı güçlendirilmeli, aşı planlaması yapılmalı. Açılım yapılırken bulaşı önleyen unsurlardan taviz verilmemeli. Açılma aşamasında da iş yeri sahiplerinin çok daha titiz şekilde kuralları uyguluyor olması lazım.”