HP MİLLETVEKİLİ AYŞEGÜL BAYBARS: YAMALI BOHÇA HÜKÜMETİN İSTİFASI ÜLKENİN ÖNÜNÜ AÇTI

HP MİLLETVEKİLİ AYŞEGÜL BAYBARS: YAMALI BOHÇA HÜKÜMETİN İSTİFASI ÜLKENİN ÖNÜNÜ AÇTI

“YAMALI BOHÇA HÜKÜMETİN İSTİFASI ÜLKENİN ÖNÜNÜ AÇTI”

Halkın Partisi Milletvekili Ayşegül Baybars, UBP-YDP ve DP’den oluşan azınlık hükümetinin istifasını Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a sunmasını “Yamalı bohça azınlık hükümeti istifa ederek toplumun önünü açtı. En sonunda doğru bir karar alarak ülkenin hayrına olacak şekilde hükümet bitti” sözleriyle değerlendirdi. Baybars yaptığı yorumda şu ifadelere yer verdi: “Kurulduğu günden bugüne kadar sayısız yasaya aykırılık, usulsüzlük yapan ve yapılmasına müsaade eden, toplumun menfaatine olacak herhangi bir icraat yapmayan, değil toplumun Meclis’te kendi vekillerinin bile desteğini alamayan azınlık hükümeti sonunda malumu ilan etti. Bundan sonra yapılması gereken, ülkenin tüm sıkıntılarını göz önünde tutarak toplumun sıkıntılarına çare olacak, ülkenin birlik ve bütünlüğünü sağlayacak ve sahipsiz kalan memleketimizi ayağa kaldıracak şekilde çalışmaya devam etmektir. Bu memleket bizimdir.”

“ÜLKEDE YASA TANIMAZLIK GELENEK HALİNE GELDİ”

HP Milletvekili Baybars, siyasetin belli bir ahlak ve etik seviyesine ulaşmasının ihtiyaç olduğunu söyledi; “Ülkede yasa ve Anayasa tanımazlık gelenek haline geldi. Biz bunları konuşmaktan yorulduk, toplum dinlemekten yoruldu ama siyasetin belli köşe taşları bunları yapmaktan yorulmadı” ifadesini kullandı. Televizyon programına katılarak siyasi ortamı, gelişmeleri değerlendiren ve soruları yanıtlayan Baybars, HP’den istifa eden üç vekilden ikisinin UBP rozeti takmasına ilişkin yorumunun sorulması üzerine; “Yasaya göre bir partiden istifa edilirse bir sonraki seçime kadar bağımsız kalınması gerekiyor. ‘Rozet takıldı ama partiye üye olunmadı’ deniliyor ama siyasi ahlaka ve etik anlayışına uymayan, toplum tarafından da hoş karşılanmayan şeyler. Herkesin kendine yeni bir yol çizme hakkı tabii ki vardır, şahsi tercihidir. Ancak vatandaş tarafından kabul görmediği ve doğru bulunmadığı da ortadadır. Siyasetin bu durumlardan uzaklaşıp etik ve ahlak anlamında belli bir seviyeye ulaşması gerekiyor. Halkın Partisi seçmeninin oyuyla Meclis’e giren bu kişilerin şu an yaptıkları seçmene de saygısızlıktır. Eğer ayrılıklar fikirsel bir tartışma üzerinden yaşansa ya da ideolojik olsa söyleyecek daha az söz olur ama kişisel menfaatler üzerinden alınan kararlar, parti değişiklikleri söz konusu olunca can sıkıcı oluyor” diye konuştu.

“HALKIN PARTİSİ HER ZAMAN OY KAYGISINDAN UZAK, VATANDAŞIN SORUNLARINI ÇÖZME ODAKLI HAREKET ETTİ”

“Hükümet zaten bitmişti, sadece ne zaman resmiyete döküleceği belli değildi” diyen Ayşegül Baybars, partilerin 6 Şubat tarihinde seçimin yapılması için uzlaştığını ancak seçim yasaklarının ne zaman başlayacağı konusunda anlaşılamadığını belirtti. Baybars, seçim öncesinde partizanca yapılacak atamaların, verilecek arazilerin engellenebilmesi için yasaya uygun hareket edilmesi gerektiğini aktardı ve ekledi: “Seçim ve seçim yasaklarının başlangıç tarihi konularında uzlaşılıp seçim yasasını düzenlemek gerekiyordu. Seçim yasaklarının ne zaman yasada bellidir. Yasaya göre Resmi Gazete’de yayınlandığı zaman yasaklar da başlar ama onlar seçim tarihi Genel Kurul’dan geçsin ama bir ay sonra Resmi Gazete’de yayınlamak istediler. Bu kabul edilebilir değildi bizim için. Biz topluma neyin sözünü verdiysek onu yapmaya çalıştık. Bazılarına vaktimiz yetmedi, eksikliklerimiz oldu ama oy uğruna insanların duygularıyla oynamayı hiçbir zaman doğru bulmadık. Hükümetteyken oy için kırsal kesim arazisi verebilirdik. Yolu, suyu, elektriği olmayan bir tarla verirdik, oyu da alırdık. Görevde olduğum 36 ay boyunca; tespitlerimize göre 4 bin 500 tane kırsal kesim tarlası altyapı bekliyordu. Bu tarlaların bin 500’e yakına altyapı götürebildik. 30 yıldır altyapı götürülmemiş, kangrenleşmiş Kermiya şehit çocuğu arazileri vardı; 10 milyon TL harcayarak altyapısını biz yaptık. İkinci ihaleye de bizim zamanımızda çıkıldı. Sosyal konut projeleriyle insanların mülk edinmesini kolaylaştırmayı amaçladık. Normal gelirli bir vatandaşımızın, evlenecek gençlerimizin ev alması döviz kuru nedeniyle çok mümkün değildi. 26 Şubat 2020’de izinlerini alıp tamamladığımız projenin lansmanını yaptık. Pandemi nedeniyle dört ay kapanınca ihaleye çıkılamadı ve sonrasında zaten Cumhurbaşkanlığı seçimi ve hükümetin bozulmasıyla yarım kaldı. Bu bir devlet politikasıdır ve son hükümetin bu projeyi yürütmesini beklerdik ancak hiçbir adım atılmadı. Asla oy peşinde olmadık; insanları mutlu etmeye, sıkıntılarını gidermeye, sorunları çözmeye odaklandık. Her zaman işimizi doğru yapmanın vicdani rahatlığı içinde olduk.”